Icma.az bildirir, Turkstan.az saytına əsaslanaraq.
Naci YENGİN
Tarsam Başkanı
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” sözleri ve Merhum Haydar Aliyev’in “İki devlet, tek millet” sözleri, iki kardeş ülkenin sarsılmaz ilişkinin en somut temelini oluşturur.
Türkiye ve Azerbaycan aynı kan ve aynı candan olma kardeşlerdir.
Kökleri asırlar öncesine dayanan tarihi, kültürel ve Türklük bağlarıyla birbirine sıkı sıkıya bağlanmış karındaş ülkelerdir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” sözleri ve Merhum Haydar Aliyev’in “İki devlet, tek millet” sözleri, iki kardeş ülkenin sarsılmaz ilişkinin en somut temelini oluşturur.
Tarihinde olduğu gibi 21. Yüzyılda bölgenin ve dünyanın çekim merkezi olan iki Türk devleti, günümüzde ortak dil, tarih ve stratejik hedefler doğrultusunda hem bölgesel hem de küresel çapta güçlü, örnek bir entegrasyon sergilemektedir.
Türkiye ve Azerbaycan Türklüğünün ortak yönleri, Oğuz boyundan gelmelerinin getirdiği doğal bir milli refleksle şekillenmiştir. İki devlet arasındaki bu güçlü bağın en güçlü taşıyıcısı şüphesiz ortak Türkçe ve gelecek vizyonudur.
Gelenekler, edebiyat, destanlar ve halk inançlarındaki ortaklık, iki devletin birbirini bir "başkası" olarak değil, kendi öz parçası olarak görmesini sağlamıştır.
Türk dünyasının öncü şahsiyetlerinden İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı, günümüzde Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kültürel diplomasinin ve dilde sadeleşme/ortak alfabe çalışmalarının ana itici gücü olmuştur. Çok az da olsa Lehçe farklılıklarına rağmen karşılıklı anlaşılabilirliğin bu denli yüksek olması, edebi ve akademik etkileşimi en üst düzeye çıkarmıştır.
Bu kardeşliğin kanla yazılmış en önemli vesikalarından biri 1918 yılında Nuri Paşa komutasında kurulan Kafkas İslam Ordusu'dur. Birinci Dünya Savaşı’nın en çetin günlerinde, Osmanlı İmparatorluğu kendi beka mücadelesini verirken dahi Azerbaycan’ın imdadına koşmuş, Bakü’nün Ermeni çeteleri ve Bolşevik işgalinden kurtarılmasını sağlamıştır. Bakü ve Anadolu şehitlerinin yan yana yattığı şehitlikler, bu kader birliğinin ebedi nişaneleridir.
Kafkas İslam Ordusu'nun yaktığı bu dayanışma ateşi, kısa bir süre sonra Anadolu'da başlayan Milli Mücadele döneminde bu kez Azerbaycan tarafından harlanmıştır. Türk Kurtuluş Savaşı yıllarında, kendi zor şartlarına rağmen Azerbaycan halkı ve meclisi, Anadolu’daki kardeşlerine hem maddi hem de manevi anlamda büyük yardımlarda bulunmuştur. Azerbaycanlı devlet adamı Neriman Nerimanov’un, Türkiye'ye gönderilen altın ve petrol yardımları için Atatürk’e yazdığı "Kardeş kardeşe borç vermez, elinden tutar" mesajı, diplomatik ilişkilerin ötesinde derin bir ruhsal bağın yansıması olarak tarihe geçmiştir.
Modern dönemde bu yardımlaşma ve dayanışma ruhu, İkinci Karabağ Savaşı'nda (44 Günlük Vatan Savaşı) en üst noktaya ulaşmıştır. Yaklaşık 30 yıllık Ermenistan işgaline son veren bu haklı mücadelede Türkiye, Azerbaycan’a kayıtsız şartsız siyasi, diplomatik ve teknolojik destek sunmuştur. Türk Savunma Sanayisinin ürettiği SİHA’ların sahada yarattığı asimetrik üstünlük ve Türk kurmay aklının desteği, Karabağ’ın azat edilmesinde kritik bir rol oynamıştır. Savaş boyunca iki ülke halkının sokaklarda çift bayrakla kutlamalar yapması, devletlerarası ilişkinin halk tabanındaki sarsılmaz karşılığını tüm dünyaya göstermiştir.
Azerbaycan ordusunun kazandığı İkinci Karabağ Zaferinin ardından, 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi, iki devlet arasındaki ilişkileri resmi olarak "Müttefiklik" seviyesine yükseltmiştir. Türk dünyasının kültür başkenti Şuşa'da imzalanan bu belge; savunma sanayii, enerji, ulaşım, medya ve askeri yardımlaşma konularında Türkiye ve Azerbaycan'ın ortak hareket etme iradesini kayıt altına almıştır. Herhangi bir üçüncü devletin tehdidi karşısında ortak savunma öngören bu beyanname, Kafkasya'da kalıcı barışın ve Türk jeopolitiğinin en güçlü teminatıdır.
Türkiye ve Azerbaycan vizyonu yalnızca iki ülke için değil, tüm Türk dünyası için bir cazibe ve entegrasyon merkezi haline gelmiştir.
Türk Devletleri Teşkilatı, Ankara ve Bakü'nün ortak vizyonu etrafında şekillenerek küresel bir aktör olma yolunda hızla ilerlemektedir. İki ülkenin Türk Devletleri Teşkilatı içindeki liderliği, Orta Asya'dan Avrupa'ya uzanan coğrafyada Türk devletlerinin ekonomik, siyasi ve kültürel olarak bütünleşmesini sağlamaktadır. Zengezur Koridoru'nun açılması hedefi de bu bütünleşmenin en hayati adımlarından biridir; bu koridor sayesinde Türk dünyası, kesintisiz bir kara ve demiryolu bağlantısına kavuşacaktır.
Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak geleceği, geçmişten aldıkları güçle güvenlikten, askeri, stratejik, eğitim, enerji, ticaretten kültüre kadar her alanda tam bir entegrasyona doğru ilerlemektedir. "İki devlet, tek millet" anlayışı artık sadece romantik bir söylem değil; Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatlarında, TANAP projelerinde, ortak askeri tatbikatlarda ve Türk Devletleri Teşkilatı'nın vizyon belgelerinde vücut bulan somut bir jeopolitik gerçektir. Bu sarsılmaz kardeşlik, önümüzdeki yüzyılda da Avrasya coğrafyasında istikrarın, refahın ve Türk dünyasının ortak aydınlık geleceğinin en büyük teminatı olmaya devam edecektir.
Türkiye ve Azerbaycan kardeşliği bazı güç merkezlerinin yaratmaya çalıştığı suni gündemlerle bozulacak değildir.
Türkiye ve Azerbaycan kardeşliği ilelebet payidar kalacaktır. https://www.tarihistan.org/